TELEFON BAĞIMLILIĞI

Yemek saatlerinde sık sık telefon kullanıyorsanız, telefonunuzda diğer kişilerle etkileşime girmekten daha fazla zaman harcıyorsanız, yapmanız gereken odaklanmanız gereken başka işleriniz varken telefonda takılıyorsanız, telefonunuz yanınızda olmadığında kendinizi rahatsız hissediyorsanız,  hatta bazı geceler uyanıp telefonunuzu kontrol ediyorsanız siz bir telefon bağımlısısınız.

Bir şeye bağımlı olmaya başladığınızda günlük aktivitelerinizi, işinizi ve ilişkilerinizi etkilemeye, hayatınızı kontrol etmeye başlar. Cep telefonunun aşırı kullanımı da bir bağımlılıktır. Ve bu bağımlılığa “nomofobi” denir. “Nomofobi” telefondan uzak kalamama hastalığı olarak biliniyor.

Psikoloji profesörü ve The Distracted Mind’in yazarı Larry Rosen, CNBC’ye “Birçok kişi, uyarıları veya bildirimleri olmasa bile, her 15 dakikada hatta daha kısa süreli aralıklarla telefonlarını kontrol ediyor” diyor. Size tanıdık geldi mi? Kullanımınızı azaltmak bağımlılıktan kurtulmak için “artık daha az instagrama gireceğim” ya da ” çalışırken whatsApp mesajlarına cevap vermeyeceğim” gibi cümlelerdense daha gerçekçi ve somut adımlar atmaya ihtiyacınız var. Size bu konuda yardımcı olabileceğini düşündüğüm 12 basit yönteme geçmeden önce dikkatinizi daha çok çekmek adına kısaca telefon bağımlılığının zararlarına değinmek istiyorum.

TELEFON BAĞIMLILIĞININ BAZI ZARARLARI
  • Yalnızlığı ve depresyonu artırma
  • Öfke ve sinirlilik
  • Kaygıyı besleme
  • Stresi artırma
  • Dikkat eksikliği bozukluğunu şiddetlendirme
  • Konsantre olmanızı zorlaştırarak derin ve yaratıcı düşünmenizi engelleme
  • Uyku bozukluğu

Baştan söylemeliyim ki kolay olmayacak ama buna değecek. Şimdi, size yardımcı olacak 12 yönteme gelelim.

1. Telefon kullanımınızı gözlemleyin

Araştırmalara göre, üniversite öğrencileri telefonlarında günde 8-10 saat geçiriyor. Siz günde kaç saat telefonunuzda vakit geçirdiğinizi biliyor musunuz? Günlük telefon kullanım sürenizi bilmek farkındalığınızı artırır. Probleminizin ne sevide olduğunun farkında olursanız bu çözüm bulmanızı kolaylaştıracaktır. Bu konuda size yardımcı olabileceğini düşündüğüm ve benim deneyimlediğim “Quality Time” ve “Social Fever” uygulamalarını tavsiye ederim. Bu uygulamalar sayesinde telefonunuzda hangi uygulamada ne kadar takıldığınızı, günde kaç kere hangi uygulamalara giriş yaptığınızı, gün sonunda toplamda telefonunuzda ne kadar vakit geçirdiğinizi öğrenebiliyorsunuz. (Quality Time çok önce kullanmıştım, bu aralar Social Fever i kullanıyorum ve Quality Time a göre daha çok sevdim diyebilirim. Özellikle herhangi bir uygulamada takılırken o sırada ekranda bir zamanlayıcının belirmesi ve siz takılırken o zamanın akması çok hoşuma gitti.)

2. Bildirimleri kapatın

Bildirim yok = telefonunuzu kontrol etmeniz için sebep yok.

Aslında teoride bu kadar basit.

Birçok kişinin Facebook, Twitter, Instagram, Spotify ve diğer uygulamalardan aldıkları sonsuz bildirimden dolayı dikkatini dağılıyor.

Telefonunuzu sık sık kontrol etmeniz bunu bir alışkanlık haline getirir. Bu nedenle bildirimleri kapatın; telefonunuzu kullanmaya daha az mecbur kalırsınız. Bildirimlerinizi kapatmadığınız tek uygulamalar kısa mesaj ve takvim uygulamaları olabilir. Bunun nedeni, bazen acil durumlar olabilmesidir. Geriye kalan her şey dikkat dağıtıcıdır ve göz önünde bulundurulmalıdır.

3. Spesifik sınırlar koyun

Kendinize “telefonunuzu daha az kullanmanız” gerektiğini söylemek etkili değildir, çünkü bu ifade çok geneldir. Telefon kullanımınızı sınırlandırmak için bunun yerine daha somut ve spesifik sınırlar belirleyin.

İşte bazı olası sınırlar:

  • Yemek saatlerinde
  • Tuvalette
  • Sosyal etkinliklerde
  • Bireysel görüşmelerde
  • Yatak odasında telefon kullanmamak gibi…

Kolay bir tane ile başlayın ve her ay yeni bir tane ekleyin. Zamanla, telefon kullanım düzeninizde büyük bir fark göreceksiniz.

4. Yatağa girmeden önce telefonunuzdan kurtulun

Uyumadan önce ya telefonunuzu başka bir odaya koyun ya da telefonunuzu kapatın. Hatta her gün uyumadan bir saat önce telefonunuzla vedelaşacağınız bir kural da koyabilirsiniz.

Araştırmalar akıllı telefonunuzu yatakta kullanmanın iyi bir fikir olmadığını gösteriyor. Telefon bağımlılığınızdan kurtulmanın en etkili yollarından biri yatağınızı telefonsuz bir bölge haline getirmektir. Bunu sağlığınız için yapmalısınız. İlk birkaç gece zor olacaktır, ama zamanla size ne kadar iyi geldiğini görünce devam edeceksiniz. Ama ben telefonumu çalar saat olarak kullanıyorum bu madde bana uygun değil diyorsanız sizi 5. maddeye alalım.

5. Zamanı takip etmek ve alarm kurmak için eski yöntemleri kullanın

Saatin kaç olduğunu bilmek istediğimizde elimizin hemen telefonlarımıza gitmesi neredeyse bizim doğamız oldu. Ama sadece saate bakmakla kalmıyoruz, malesef orada duramıyoruz . Zamanı kontrol ettikten sonra, instagramdan WhatsApp mesajlarına oradan e-postalara kadar her şeyi kontrol ediyoruz.

Telefonlarımıza alarm kurup güne ilk olarak telefonumuzla başlamamız da hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmuş durumda. Telefonlarımıza alarm kurmak yerine çalar saatler kullanabiliriz. Böylece 4. maddeyi uygulamamak için hiçbir bahanemiz olmayacak. Bu nedenle, kol saati takmak ve çalar saat almak sizi telefonunuzu kontrol etmenize gerek kalmadan güne devam etmenizi sağlayacak.

6. Telefonunuzdaki tüm sosyal medya uygulamalarını silin

Bu biraz sert gelmiş olabilir, ama öyle değil. Telefonunuzun internet tarayıcısından sosyal medya sitelerine hala erişebileceksiniz. Elbette uygulama deneyimi kadar iyi olmayacak ama zaman zaman sosyal medya özleminizi gidermenize yardımcı olacak. Bu, sosyal medya güncellemelerinizi gün içinde bilinçsizce sayısız kere kontrol etmenizi engelleyecek.

Tamamen kaldıramam bu bana zor gelir diyorsanız en azından zamanınızı çalan sosyal medya uygulamalarını ana ekranınızda bulundurmayın onun yerine size bir şeyler katacağını düşündüğünüz kullanmak istediğiniz uygulamaları (yeni bir dil öğrenmek gibi) göz önünde tutun. Ama sosyal medyasız da yaşayabileceğinizi unutmayın ve kendinize özellikle zamanınızı çok fazla çalan sosyal medya adreslerinizi silmek için bir şans verin.

7. Telefonsuz zaman geçirin

Telefon bağımlılığı ile mücadele konusunda birçok fikir vardır, ancak işinize bağlı olarak bunlar değişkenlik gösterir. Özellikle telefonla çalışmak zorunda olanlar için gün içerisinde telefondan uzak vakit geçirmek zordur.

Öğrenciyseniz ve hazırlanmanız gereken bir sınavınız varsa gün içerisinde sadece belirli saatlerde (sadece akşam 19.00-21.00 saatleri arası kullanım gibi )telefon kullanım planı hazırlayabilirsiniz. Tüm gün telefonundan ayrı kalamayacak durumda olanlar da gün içerisinde özellikle üretken olmaları gereken saatlerde (günde 2 saat) telefonundan uzak kalabilirler. Çünkü telefonunuz yanınızdayken odaklanmanız zorlaşır, bu da üretkenliğinizi düşürür. Bu nedenle, telefonsuz bir saat dilimi oluşturmak çok önemlidir.

Bazen çılgınca şeyler de yapabilirsiniz. Telefonunuzdan tamamen uzak bir hafta sonu geçirebilmek için hiçbir servis hizmetinin olmadığı bir yerde kamp yapmak, haftada bir gün telefonunuzu evde bırakmak veya haftada sadece bir gün telefonda vakit geçirmek gibi.

8. Sinir bozucu bir şifre kullanın

Çoğu kişi kısa bir şifre belirleyerek telefonlarının hızlı bir şekilde kilidini açarlar. Ancak telefon bağımlılığınızı azaltmak isteyen biriyseniz size tavsiyem uzun ve karmaşık bir şifre belirlemenizdir.

9. Alışkanlıklarınızı değiştirin

Telefonunuzu kullanmanızın her bir nedenini düşünün (sosyal medya, oyunlar, mesajlaşma, telefon görüşmeleri…). Bu alışkanlıklardan bazıları işiniz ve günlük yaşamınız için gerekli olabilir, ama bazıları sizi insanlarla olan etkileşimlerinizden ve sorumluluklarınızdan uzaklaştırıp hayatınızı ele geçiriyor. Size zarar veren alışkanlıkların her birini daha üretken, sosyal ve kaliteli deneyimlere dönüştürmeye çalışın.

Sıkılmış ve yalnızsanız, akıllı telefonunuzu kullanma dürtüsüne dayanmak çok zor olabilir. Meditasyon yapmak, kitap okumak ya da arkadaşlarınızla sohbet etmek gibi zamanı doldurmanın başka yollarını bulun. Ben mesela yatmadan önce telefon ile takılma alışkanlığımı yatmadan önce kitap okuma alışkanlığı ile değiştirdim. Kötü alışkanlıkları iyi alışkanlıklarla değiştirmek, hiçbir özlem duymadan mücadele etmek için zor bir alışkanlığı ortadan kaldırmaya çalışmaktan çok daha kolaydır.

10. Sorununuz hakkında çevrenizi bilgilendirin

Ailenize ve arkadaşlarınıza telefonunuzu çok fazla kullandığınızı düşündüğünüzü ve azaltmaya çalıştığınızı söyleyebilir onlardan sizi günün belirli saatlerinde aramalarını veya mesaj atmalarını isteyebilirsiniz. Aile üyeleriniz sizi daha iyi tanıdıkları için telefon kullanımınızı azaltma konusunda size önerilerde bulunup yardımcı bile olabilir.

11. Telefonunuzu başka birine verin

Bunu özellikle telefonunuzu okuldan sonra, akşam yemeğinden sonra ve hafta sonları da dahil olmak üzere kullanma zorunluluğunu hissettiğiniz zamanlarda yararlanabileceğiniz bir yöntem olarak kullanabilirsiniz.

12. Bir süre tuşlu telefon kullanın

Eğer ciddi seviyede bir telefon bağımlılığınız varsa ve yukarıda bahsettiklerimin hiçbiri işe yaramazsa birkaç hafta boyunca tuşlu telefon kullanabilirsiniz. Ne zaman akıllı telefon bağımlılığınızın üstesinden geldiğinizi hissettiğiniz o zaman tekrar akıllı telefona dönebilirsiniz. Kolay olmayacak, ama buna değecektir.

Bu yöntemi verimli geçirmek istediğiniz sınav haftalarınızda ya da yetiştirmeniz gereken önemli projelerde de uygulayabilirsiniz.

Siz de bu konudaki deneyimlerinizi aşağıda yorum olarak bize ilham olması açısından paylaşarak daha sağlıklı, daha mutlu, daha anlamlı yaşamlar yaşamamıza yardımcı olabilirsiniz.

Buraya kadar okumuş olduğunuz için teşekkür ederim. Bir diğer yazımda görüşmek üzere kendinize iyi bakın…

ERTELEMEKTEN KURTULMANIN YOLLARI

Hiçbirimiz ertelemek istemiyoruz ama bir şekilde kendimizi o döngünün içinde buluyoruz. Ertelemek bu kadar kolayken nasıl bundan kurtulmak bu kadar zor!

Bazılarımız işlerimizi son güne bırakma heyecanını seviyoruz, bazılarımız da başarısız olmaktan korktuğumuz için erteliyoruz. Hepimiz biliyoruz ki eğer erteliyorsak bunun bir bedeli olacaktır. Amerikan Psikologlar Derneği dergisinde Dianne Tice ve Roy Baumeister tarafından yayınlanan bir çalışmaya göre ertelemek; depresyon, özgüven eksikliği, kaygı ve stres gibi rahatsızlıklara neden oluyor. Ertelediğiniz an iyi hissedebilirsiniz ama uzun vadede bu sizin için iyi olmayacaktır. O yüzden ertelerken bir kez daha düşünün! Ve bunu masum bir davranış olarak görmeyin. Erteleme aynı zamanda otokontrolünüzün zayıf olduğunun göstergesidir.

Peki, ertelemek istemiyorsak neler yapabiliriz? İşte size ertelemekten kurtulmanız için yardımcı olacak 20 yol.

1) Ertelediğinizi Kabul Edin

Bazen gerçekten yapmanız gereken bir işi iyi bir sebebiniz olduğunda ertelemek zorunda kalabilirsiniz. Bu durumda zaten bir erteleyici olmazsınız. Ancak yapmanız gerekeni yapmaktan kaçınırsanız işte o zaman bir erteleyici olursunuz. Gününüzü öncelikleriniz olmayan şeylerle dolduruyorsanız (mesela ders çalışmanız gerekirken odanızı toparlıyorsanız) yapılacaklar listenizdeki önemli maddeleri uzun süre erteleyip yapmıyorsanız, vaktinizi, listenizdeki önemli maddelerinizle uğraşmak yerine, diğer kişilerin yapmanızı istediği önemsiz işlerle dolduruyorsanız, hep uygun ruh halini, doğru zamanı bekliyorsanız, bilmenizi isterim ki siz bir erteleyicisiniz.

2) Neden Ertelediğinizi Öğrenin

Bununla başa çıkabilmeniz için önce neden ertelediğinizi bilmeniz gerekiyor. Kötü planlama yapmanız, başarısız olacağınızı düşünüp yapmanız gereken önceliğiniz olan işi bırakıp kendinizi yaparken daha yeterli hissettiğiniz bir işe geçmeniz, mükemmelliyetçi olmanız, yapacağınız iş için gerekli becerilere sahip olmadığınızı hissetmeniz bunlar erteleme nedenlerinden bazılarıdır. İçlerinden hangisi sizin erteleme nedeniniz?

Ertelemenin bir diğer önemli nedeni de karar verememedir. Ne yapılması gerektiğine karar verememek başlamanızı engeller. Önceliklerine göre hazırlanmış bir yapılacaklar listesine ve etkili bir plana sahip olan kişiler bunun üstesinden kolayca gelebiliyorlar.

3) Sadece Başlayın

Başlamak en zor kısımdır. Bırakın bahaneleri, bırakın daha başlamadan kendinizi yargılamayı, sadece başlayın! Eğer başlarsanız uzun süredir sizi rahatsız eden sırtınızda kambur olmuş yükten kurtulmuş olmanın yanı sıra bir momentum kazanarak beyniniz devam etmeniz için sizi zorlayacaktır ve ilerlemenizi sağlayacaktır.

4) Kendinize iyi davranın

Ertelemekten kurtulmak için kendinize karşı katı olmanız gerektiğini düşünebilirsiniz, ancak bilim böyle söylemiyor. Öncelikle geçmişte ertelemiş olduğunuz için kendinizi affedin. Araştırmalar, kendinizi affetmenin daha iyi hissetmenize ve gelecekte erteleme olasılığını azaltmanıza yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Yapılan bir araştırmaya göre ilk sınav için çalışmayı erteledikten sonra kendilerini affeden katılımcıların, bir sonraki sınavlar için çalışmayı erteleme ihtimalinin daha düşük olduğunu saptamıştır.

Kendinizi affetmeniz olumsuz duyguları aşmanıza yardımcı olacak böylece gelecekteki görevlere daha kolay yaklaşacaksınız.

5) Parçalara ayırın

Genelde bitirmemiz gereken büyük işler gözümüzde büyür ve onları erteleriz. Büyük işleri küçük parçalara ayırmamız korkumuzu azaltarak o işe başlamamıza yardımcı olacaktır.

6) İyi bir neden bulun

Birkaç dakika ayırın ve bitirmeniz gereken iş için kendinize güzel bir neden bulun. Derinlemesine düşünüp gerçekten iyi bir neden bulursanız bu yaptığınız işi kolaylaştıracaktır hatta yaparken zevk bile alabilirsiniz.

7) Dikkatli olun

Mükemmeliyetçilik ve başarısızlık korkusu bazı ertelemelerin kökenidir. Kendinizi şöyle söyleyerek yakaladığınızda aman dikkat! “Bu bir felaket olacak”, ya da “bunun kesinlikle mükemmel olmasını istiyorum!”

8)Hatırlatıcılar

Bir şey üzerinde çalışmanız gerektiğinde veya en azından zamanınızı boşa harcamamanız gerektiğini düşündüğünüzde kendinize günlük (veya saatlik) bir hatırlatma sistemi kurun.

9)Bir motivasyon dostunuz olsun

Hedeflerinizi gerçeğe dönüştürmeye gelince yanınızda düştüğünüz her an sizi ayağa kaldıracak birinin olması kadar güzel bir şey yoktur.
Birinden sizi kontrol etmesini isteyebilirsiniz. Erteleme sürecine girmeye başladığınızda sizi tekrar toparlayabilir.

10) Kendinizi sorumlu tutun

İnsanlara bir şey yapacağımızı söylemek, gerçekten harekete geçmenin cazibesini güçlü bir şekilde artırabilir, çünkü beynimizin ödül sistemi sosyal duruşumuza çok duyarlı. Araştırmalar, başkaları tarafından saygı duyulup duyulmadığımızın, yabancılar tarafından bile bizim için çok önemli olduğunu gösteriyor. Çoğumuz diğer insanlara aptalca veya tembel görünmek istemiyoruz. Bu yüzden yapacaklarımızı cesaretle herkese açık olarak duyurmamız bizi daha sorumlu hale getirip sözümüzü tutmamıza yardımcı oluyor. Bunu çoğu zaman ben de yapıyorum. Özellikle erteleyeceğimi bildiğim işlerimde instagram adresimden “bunu şu güne yetiştirmeye çalışacağım” şeklinde hikaye paylaşıp sorumluluğumu artırıyorum ve gerçekten işe yarıyor.

11) Erken kalkın

Erken kalkmanın en güzel yanı ortama sessizliğin ve sakinliğin hakim olmasıdır. Bu sizin normalde günün telaşı içerisinde çok daha fazla zamanınızı alabilecek işlerinizi daha konsantre ve daha hızlı bir şekilde yapmanıza yardımcı olacaktır.

12) Erken yatın

Eğer erken uyumazsanız erken kalkamaz ve çalışamazsınız. Kendimizi yeniden şarj etmemiz çok önemli çünkü yorgunluk ertelemeyi en çok besleyen faktörlerden biridir!

13) Her gün 15 dakika

Bazen hayatımız o kadar karmaşık geliyor ki onu toparlamak yerine erteliyoruz. Aslında her gün sadece 15 dakika bazı işlerimizi toparlamak (email temizliği, ev temizliği…) için harcarsak yapılacak işlerimizin yükünün o kadar büyük olmadığını görürüz.

14) Olumsuz tarafıyla yüzleşin

Yeni bir şey yapmanın artılarını ve eksilerini tartıştığımız halde, bu şeyi yapmamanın artılarını ve eksilerini çok daha az düşünürüz. Şu an önceliğiniz ve yapmanız gereken ne ise onu sürekli ertelediğinizi ve sonunda sizi nelerin beklediğini derinlemesine düşünüp bir kağıda not alın. Bu biraz acı verici olabilir ama sizi harekete geçireceğinden eminim.

15) Kendinize ödül verin

Zamanında tamamladığınız her bir görev için kendinizi ödüllendirin (kahve-pasta, sosyal medyada takılma…). Ve işlerinizi zamanında bitirmenin ne kadar iyi olduğunu anladığınızdan emin olun!

16) İç konuşmanızı gözden geçirin

“Yapmalıyım” , “yapmak zorundayım”, “yapmam gerekir” sözlerini kullanmanız, her ne yapıyorsanız başka bir seçeneğiniz olmadığı anlamı taşır ve bu da sizin kendinizi güçsüz hissetmenize neden olur. Bunun yerine “yapmayı seçiyorum” sözlerini kullanırsanız yapmanız gereken üzerinde daha çok sizin kontrol sahibi olduğunuzu gösterir ve bu da size iyi gelir.

17) Dikkat dağıtıcıları en aza indirin

Çalışırken telefonu kullanmasanız bile telefonunuzun görüş alanınınızda olmasının performansınızı kötü etkilediğini biliyor musunuz? Telefonunuzu sessize alarak başka bir odada bırakın. Televizyonun ve bilgisayarın yanında çalışmaktan kaçının.
Telefonunuzun yanında olması gereken durumlarda internetinizi kapatın ve bildirimleri sessize alın. Ertelemek istemiyor ve elinizdekine odaklanmak istiyorsanız bunları yapmalısınız.

18) Önce zor ve önemli görevleri yapın

Hepimiz biliyoruz ki görev ne kadar zorsa, tamamlamak için o kadar fazla enerji ve konsantrasyona ihtiyaç duyarız. Bu nedenle, ilk önce en zor ve en önemli işleri yapmak mantıklıdır, çünkü yorgun olduğumuzda başlamaya çalışmak zordur, bu da çoğu zaman o görevi başka bir güne ertelememize neden olur.

Bu maddeyi sınava hazırladığım süre boyunca bire bir uyguladım ve çok yararını gördüm. Çalışırken en az zevk aldığım, en zor gelen dersleri günlük programımım ilk saatlerine yerleştiriyordum. Zevkli bulduğum derslere konsantre olmam için günün geri kalan saatleri beni bekliyor oluyordu.

19) Asla mükemmel olmayacağının farkına varın

Mükemmel olmadığı sürece bir şey üzerinde çalışmıyorsanız, bu dünya size göre değil. Mükemmeliyetçilik gizlice sizi mahveder. Hiçbir şey mükemmel değildir. Kusurları kabul edin, çabanıza değer verin ve bir sonraki işinize devam edin.

20) Mola verin

Kendinizi bunalmış hissettiğinizde mola verin ama bu mola zamanlanmış ve bu zamana uyulmuş bir mola olsun. On dakikalık molayı yarım saat yapmayın! Kendinizi toparlamak için mola verin ve elinizden geldiğince bu sürede telefonunuzdan uzak durun. Yenilenmiş bir zihin üretken bir zihindir.

Erteleme sürecinin üstesinden gelmenin ilk adımı, yaptığınızı kabul etmektir. Ardından, davranışınızın arkasındaki nedenleri belirleyin ve yönetmek ve üstesinden gelmek için uygun stratejileri kullanın.

Ertelemenin üstesinden gelmek ve daha etkili olmak için kendi tecrübeleriniz ve tavsiyeleriniz varsa bunu benimle yorum olarak paylaşırsanız çok sevinirim.

Bir diğer yazımda görüşmek üzere kendinize iyi bakın…

GELİŞTİREN ANNE – BABA

Yeni kitap yorumumla herkese merhaba. Yine bir Doğan Cüceloğlu kitabı ile sizlerleleyim. En son Doğan Cüceloğlu’nun “İçimizdeki Çocuk” kitabını okuyup yorumumu sizlerle paylaşmıştım. “İçimizdeki Çocuk” kitabından sonra “Geliştiren Anne – Baba” kitabı bana çok daha akıcı ve akademik dilin ağırlığından arındırılmış bir çırpıda okuyabileceğiniz sadelikte geldi.
Çocuk yetiştirme konusunda en önemli noktalara en sade, en özet haliyle değinmiş. Bu tarz konularda yeni olan ve okumayı çok sevmeyen birine gözünüz kapalı tavsiye edebileceğiniz bir kitap diyebilirim. Kitap hakkında biraz daha detay isteyenler okumaya devam edebilir;)

Kitap beş bölümden oluşuyor. İlk bölümde her çocuğun doğuştan getirdiği potansiyelin farkında olup ona güvenmemiz ve onların olabileceklerinin en iyisi olarak yetişebilmeleri için anne baba ve öğretmenler olarak sorumluluğumuzun farkında olmamızın çok önemli olduğu konusuna vurgu yapıyor. Bu potansiyelin uygun ortamı bulursa gelişeceğine, uygun ortam bulamazsa zamanla yok olup gideceğinden bahsediyor.

İkinci bölümde çocuğunuzla ilgili niyetinizin farkında mısınız bunu sorgulamanıza yardımcı oluyor ve bunu keşfetmenin önemine değiniyor. Hiçbir anne babanın bile bile çocuğunun kötülüğünü istemeyeceğine ama iyi niyetin her zaman yeterli olmayacağını anne baba için sağlıklı, saf ve doğru olan niyetin çocuğunun olabileceğinin en iyisi olabileceğine hizmet etmek olduğundan bahsediyor.

Üçüncü bölümde anne baba olarak siz kimsiniz bunun üzerine düşünmenizi sağlıyor. Eğer geliştiren anne baba iseniz önceliğinizin kendinizi eğitmek ve geliştirmek olduğunu ve çocuğunuzun davranışına değil, sizinle olan ilişkinize önem vermeniz gerektiği üzerine duruyor.

Dördüncü bölümde çocuğunuzun varoluşuna önem veren, geliştiren anne baba olmanız için neleri bilmeniz, nelerin farkında olmanız gerekiyor bunlardan bahsediyor. Çocuklarının varoluşuna öncelik veren geliştiren anne babaların ellerinden geldiğince rol model olmaya gayret ettiklerine değiniyor.

Son olarak beşinci bölümde aile toplantılarının öneminden ve çocuğun içinde yetiştiği aile ikliminde yaşayan temel değerlerin neler olması gerektiği üzerine duruyor.

Bir diğer yazımda görüşmek üzere kendinize iyi bakın…

SINAVA SON ÜÇ AY KALA NE YAPMALI ?

“Çabaların meyvesi, ancak kişi vazgeçmediğinde ortaya çıkar.” Napoleon Hill

Evet son viraja geldiniz, şu an ne durumdasınız bilmiyorum ama size bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu son üç ayı iyi geçirseniz de geçirmeseniz de çok hızlı geçeceğini ve ne durumda, ne seviyede olursanız olun bu üç ayın sizin için bir dönüm noktası olacağını bilmenizi isterim. Bunu stres olmanız için söylemiyorum aksine bitiş çizgisine, hayallerinize çok az kaldı “hadi son bir gayret” demek istiyorum.

Burada size, tecrübelerimi ve yapmış olduğum araştırmalara dayanarak neler yapmanız, nelere dikkat etmeniz gerektiğini küçük konu başlıkları altında sıraladım. Umarım aradığınız motivasyonu bir nebze de olsa bu yazımda bulabilirsiniz. Hadi başlayalım…

Ben sınava dershane ile çalışmaya başlamıştım. Öncesinde bir temeliniz var mıydı diye soracak olursanız, bir önceki sene kolejde çalışırken günlük birkaç saat bulabilirsem evde kendim kitaplardan çalışmıştım.

Dediğim gibi atandığım sene, sınava çalışmaya dershane ile beraber başladım ve son üç aya kadar dershanede hiçbir dersi kaçırmadığımı (çok iyi bildiğim matematik, türkçe dersi konuları dahil) en başından beri yapılan her deneme sınavına ki dershane evime bir saat uzaklıktaydı yine de kalkıp dershanede denemelere girdiğimi, tekrarlarımı düzenli bir şekilde yaptığımı belirtmek istiyorum. Siz bu şekilde bir yıl geçirmemiş olabilirsiniz bu dediklerim sizi korkutmasın. Hala geç kalmış sayılmazsınız, gelin bu son üç ayı ciddiye alın ve tavsiyelerimi elinizden geldiğince yapmaya çalışın, nasıl bir sıçrama yapacağınızı ve ne kadar yol katedeceğinizi görün!

“Tembellerin çalışma günü yarındır.” Aziz Nesin

Bu arada sınava hazırlandığım süre boyunca hep motive bir şekilde çalışmadığımı çoğu zaman bunaldığımı, sıkıldığımı belirtmek isterim. Evet benim için de çok zor bir süreçti ama şunu belirtmeliyim ki hiçbir zaman çalışmayı bırakmayı düşünmedim. Bazen yeri geldi nefret ede ede de çalıştığım olmuştur ama dediğim gibi yine de o masanın başında buldum kendimi. Yani bana özellikle çalışmak istemiyorum diye mesaj atanlara şunu söylemeliyim ki çoğu insan her zaman motive bir şekilde o masanın başına oturmuyor ya da her zaman motive olmayı beklemiyor. Çalışması gerektiğinin, ne istediğinin, aynı süreci tekrar tekrar yaşamak istemediğinin bilincinde hepsi bu.

Dershanede hatırlıyorum bu zamanlarda bırakan da çok olmuştu, çevremde olumsuz söylemler, umutsuz konuşmalar özellikle bu dönemde çok oluyordu. Ama hatırlıyorum özellikle bir gün yine çevremde olumsuz konuşmalar oluyorken kendime dedim ki Yağmur bugüne kadar elinden geleni yaptın ama bugünden sonra elinden gelenin fazlasını yapıp daha da çok çalışacaksın ve gerçekten o günden sonra daha da bir sıkı çalışmıştım.

SON ÜÇ AY EŞİTTİR ATAK YAPMAYA VE EKSİKLERİNİ KAPATMAYA

Son zamanlarda çok bırakan olduğu için atak yapmak isteyenler için ben bu son üç ayı bir fırsat olarak görüyorum. Özellikle çok çalışma imkanı olmayıp son üç aya kadar düzenli çalışamayanlar bu son üç ayda ciddi bir şekilde çalışırlarsa kendileri bile sonuçlarına şaşırabilir. Yani bu zamana kadar iyi çalışmadım bundan sonra da önemli değil demeyin. Son aylar ciddi şekilde yol katedebilirsiniz.

BİR YIL EMEK VERMİŞ OLAN SEN, HADİ SON BİR GAYRET!

Son üç aya kadar düzenli çalışan biriyseniz son zamanlarda kendinizi genel olarak yorulmuş, bıkkın ve demotive hissedebilirsiniz. Bunları hissetmeniz çok normal sakın ha yavaşlamayın, koca yılın emeğini çöpe atmayın. Bu son aylar sizin artık denemelerde emeklerinizin karşılığını alma vakti.

BEDENİNİ DE YAVAŞTAN SINAVA HAZIRLAMA VAKTİ

Eğer düzenli bir uykuya sahip değilseniz, özellikle geceleri ders çalışıyorsanız artık uykunuzu düzene koyma vaktinin geldiğini düşünüyorum . Daha önce videolarımda da söylemiştim tabi ki bir yılın emeğini o sabah kahvaltı yapmamanız ya da o gece uyumamanız yok edemez ama kendinizi daha iyi hissetmeniz ve bedeninizi de o güne hazırlamanız için yavaştan düzenli bir uykuya geçme çalışmalarına başlamanızın iyi olacağını düşünüyorum.

BU AYLARDA OLMAZSA OLMAZ “DENEME”

Konuları bitirmiş de olabilirsiniz bitirmemiş de olabilirsiniz önemli değil. Artık düzenli bir şekilde deneme çözmeye başlamış olmalısınız. Dershaneye gidiyorsanız oradaki denemeleri kaçırmamanızı, dershaneye gitmiyorsanız evde denemelere başlamanızı üstüne başka dershanelerin denemelerine gitmenizi ve eğer alanınız varsa alan ile ilgili denemeler alıp evde ekstra deneme yapmanızı mutlaka tavsiye ediyorum. Özellikle son ay hala konularım bitmemesine rağmen günde iki alan denemesi bir gk-gy denemesi ve bir eğitim bilimleri denemesi yaptığımı belirtmek isterim.

DENEMELERİ KENDİNİ ÜZMEK İÇİN Mİ YAPIYORSUN YOKSA EKSİKLERİNİ KAPATMAK VE TEKRAR YAPMAK İÇİN Mİ?

Denemelerde netleriniz yerine eksiklerinize odaklanın. Benim deneme sonuçlarımı yazdığım bir defterim vardı, tabi ki her ders için netlerimin gidişatını takip ediyordum ama esas önem verdiğim nokta denemelerde eksiklerimi yakalamak ve tekrar etmek idi. Her deneme sınavından sonra çözüm kitapçığında her sorunun çözümüne bakıyordum, evet doğru yaptığım soruların bile çözümlerine bakıyordum. Özellikle sözel dersler için denemelerin güzel bir tekrar imkanı olduğunu düşünüyorum.

Ne kadar çok deneme yaparsanız o kadar sınav heyecanınıza da iyi geleceğini bilmenizi isterim. Ben sınav heyecanımı yenmemi, dershanemin yaptığı hiçbir deneme sınavı kaçırmamama ve son aylarda bol deneme yapmış olmama borçluyum.

SANANE BAŞKASINDAN, HALA ANLAMADIN MI BU YARIŞ SADECE KENDİNLE !

Bu dönemde başkalarının netleri, konuları bitirip bitirmediği, çözdüğü sorular en son takacağınız şey olmalı. Bana göre sınav döneminde yapılan en boş şey başkasının ne yaptığını kafaya takmak, bunu yapanlara çok kızıyorum. Ben hiç kimseye bu konuda bir soru sorduğumu da hatırlamıyorum sen kaç soru çözüyorsun gibi… Çünkü gerçekten herkesin çalışma şekli o kadar kendine özel ki biriyle kıyaslanması karşılaştırılması çok mantıksız geliyor. Sen bir konuyu bir kere çalışır üzerine 10 test çözerek iyi anlarsın başkası konuyu dört farklı kaynaktan çalışır üzerine bir test çözer ve o dersi halleder. Kendinizi kendinizle kıyaslayın, düne bir ay öncesine göre kendinizi gözlemleyin yeter. Boşverin başkasını…

HEY! BİR YIL BOYUNCA ÇALIŞMAMIŞ OLAN SEN, EVET SEN DE GEÇ KALMIŞ DEĞİLSİN!

Yeni çalışmaya başlamış biriyseniz size tavsiyem çok güzel bir plan yapmanız çünkü son üç ay tüm konuları içinize sindire sindire bitirmeniz pek mümkün değil ama güzel bir plan ile en azından soruların daha çok geldiği konulara öncelik verip onları halledebilirsiniz. Unutmayın ki hiçbir çalışma karşılıksız kalmaz.

SOSYAL MEDYADAN UZAK DUR!

Benim sınava hazırlandığım sene hiçbir sosyal medya adresim yoktu. Size de tavsiyem en azından bu son üç ay sosyal medya kullanımınızı azaltmanız hatta mümkünse hiç kullanmamanız. Emin olun uzak kalmakla bir şey kaçırmış olmayacaksınız.

BEN GÜZEL DÜŞÜNDÜM GÜZEL OLDU, SEN DE BİR DENE İSTERSEN

Son olarak size tavsiyem özellikle kafanızda kötü düşünceler belirdiği ya da sınav heyecanı sarmaya başladığı anda sağa sola sınavınızın çok güzel geçeceğine dair yazılar yazmanız ve buna gerçekten kendinizi inandırmanız.

Hepinize kolay gelsin. Bir diğer yazımda görüşmek üzere kendinize iyi bakın…

TUTKUNUZ İÇİN ZAMAN YARATMANIN 6 YOLU

TUTKUNUZ İÇİN ZAMAN YARATMANIN 6 YOLU



Siz de gerçekten bir şeyler yapmak isteyip zaman bulamayanlardan mısınız?

Hepimizin bazı sorumlulukları var; işimiz, ailemiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız yapılacaklar listemiz…. Ve bunların arasında kendimize ayıracak vaktimiz yok değil mi?!

Hayatımız sadece görev ve sorumluluklarımızdan ibaret olursa o zaman neşemizi, mutluluğumuzu, hayal gücümüzü kaybederiz. Herkes kendine ayıracağı bir zaman dilimine ihtiyaç duyar. Özellikle hobileri ve tutkuları için…

Şu an için kendinize zaman ayırabilmeniz imkansız gibi gözükse de her zaman bir yolu vardır. Hatta ben size bu yazımda birden fazla yolundan bahsedeceğim.

Haydi artık “zamanım olursa şunları şunları yapacağım” deme çünkü o zaman hiç gelmez. Eğer gerçekten istiyorsan şimdi başla!

  1. ÖNEM SIRALAMASI YAPIN

Önceliklerinizin farkında mısınız? Eğer bir plan programa sahip olursanız bu kafanızı toparlamanıza yardımcı olup sizi rahatlatacak ve günlerinizi daha verimli geçirmenizi sağlayacaktır. Plan programa sahip olan kişiler kendine ne zaman zaman ayıracağını, onun için nelerin daha önemli olduğunu, nelere hayır demesi gerektiğini bilir. Hayatınızda nelerin daha önemli olduğunu belirleyin ve bunun dışındakiler için hayır demeyi öğrenin.

2. TUTKULARINIZI KEŞFEDİN

Tutkularınız neler? Sizi neler daha çok neşelendirir? Hangi yeteneklere ve hediyelere sahipsiniz? Nelere daha çok heveslisiniz? Siz sadece bir anne, bir çalışan, bir koca, bir bakıcı veya bir girişimciden daha fazlasısınız. Size değer katan ve sizi daha iyi bir insan yapan şeyler neler? Sessiz bir yerde bütün bu soruları düşünün gerekirse not alın. Kendinizi yargılamadan düşüncelerinizin yüzeye çıkmasına izin verin. Tutkunuzu keşfedin.

3. HAYIR DEMEYİ ÖĞRENİN

Hayır demek gerçekten sorun değil. Zamanınız değerlidir ve yaşamınıza değer katan şeyler yapmak için harcanmalıdır. İşiniz, aileniz ve arkadaşlarınız önemli evet ama tutkunuz onlardan daha az önemli değil.

4. ZAMANINIZI ÇALMALARINA İZİN VERMEYİN

Kendimize ayıracak vaktimiz olmadığından şikayet ettiğimizde, aslında zamanımızı başka faaliyetlerle harcıyor olabiliriz. Araştırmalar, bir kişinin sosyal uygulamalarda günlük ortalama 1-2 saat harcadığını gösteriyor. Aslında kendimize ayıracak günlük ortalama en az 1 saatimiz var ama acaba önceliklerimizi düzgün belirlemediğimiz için bu zamanı yanlış yerlerde mi harcıyoruz? Acaba tutkularımız için biz mi yer açmıyoruz?

5. HER GÜN 10 DAKİKA

Her gün kendinize ayırabileceğiniz 10 dakikanız vardır değil mi? En yoğun programa sahip olsanız bile günde 10 dakikanızı ayırarak, sizi mutlu eden bir şeye zaman ayırabilirsiniz. Bu bir şiir yazma, yürüyüşe çıkma, egzersiz yapma, kitap okuma veya sessiz bir odada meditasyon yapma olabilir. Kendinize zaman ayırmanın yollarını bulun ve bu zamanı günden güne artırın.

6. MÜKEMMELİYETÇİ OLMAYIN

Çoğumuz yapmak istediğimiz her ne ise mükemmel yapmak istediğimiz için çoğu zaman başlayamıyoruz bile. Sizi son adıma götürecek olan “kusursuzluk değil ilerlemedir” bunu unutmayın. Ayrıca ilerlemenizi değerlendirirken kendinize karşı nazik olun. Joyce Meyers’ın dediği gibi: “Olmak istediğim yerde olmayabilirim, ama olmam gereken yerdeyim, iyiyim ve yoldayım.”

Kendinize, tutkularınıza, hobilerinize vakit ayırmanız sizi daha üretken kılar, stresinizi en aza indirir, ilişkilerinizi güçlendirir. Hayatınız daha anlamlı bir hal almaya başlar. Bunu yapabilmek için mevcut hayatınızdan vazgeçmenize, işinizi bırakmanıza, ailenizi ve sorumluluklarınızı ihmal etmenize gerek yok sadece kendinize yeterince zaman ayıracak şekilde hayatınızı nasıl yapılandıracağınızı öğrenmeniz yeterli.

Bir diğer yazımda görüşmek üzere kendinize iyi bakın…

Sınava Hazırlandığım Sürede Yarıyıl Tatilini Nasıl Değerlendirdim?

Herkese merhaba, bu yazımda size 2015 Kpss P121 puan türünde 100 tam puan alıp Türkiye birincisi olarak yarıyıl tatilimi nasıl geçirdiğimden bahsedeceğim.

Yarıyıl tatili benim sınava hazırlandığım süre boyunca en verimli geçirdiğim zamandı. Bu dönemin çok önemli olduğunu ve çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çok fazla çalıştığım, eksiklerimi tamamladığım, evet sonunda yetiştim dediğim zamandı. Ben fen bilimleri alanından sınava hazırlandım ve o alandan hazırlananlar bilir gerçekten çalışmanız gereken konuların sonu yok bitmiyor. Düzenli derslere gitmeme (hiçbir dersi kaçırmadığımı belirtmek isterim), düzenli tekrar yapmama rağmen içime sinmeyen tekrar çalışmak istediğim ya da gerçekten gerisinde kaldığım dersler vardı. Ben hiçbir zaman dershaneden önde gitmiyordum gerçi istesem de gidemezdim o ayrı 🙂 genelde dershaneyle beraber gitmeye gerisinde kalmamaya gayret ediyordum.  

Şuan ki koşullarda dershaneye gitmek şart değil ama dershaneye gitmeyi tercih etmezseniz size çok fazla iş düşüyor. Dershanenin şöyle  bir güzelliği oluyor sizin keyfinize göre ilerlemiyor. Onların bir planı var ve siz buna uymak zorundasınız. Bu kadar basit. Siz, hasta mısınız, canınız mı sıkkın bu programı engellemiyor o gün o ders işleniyor. İşte bu sizi farkında olmasanız da disipline eden kısım. Evde çalışanlar olarak bütün kontrol sizde ve bu kontrolü iyi sağlamazsanız malesef bir şeyler eksik kalır ve bu çalışma motivasyoununuzu etkileyeceğinden istediğiniz sonucu elde edemeyebilirsiniz.

Evde çalışanlar için bir plan program hazırlamıştım bununla ilgili yazı da yazdım, videoda çektim. Bu planları evde dershane disiplini oluşturmanız için hala edinmediyseniz edinmenizi ve videoyu izlemenizi tavsiye ederim.

Neyse dediğim gibi size ne olursa olsun dershane durmadan ilerliyor ve sizde ona ayak uydurmaya çalışıyorsunuz. Yarıyıl tatili olunca en çok sevindiğim kısım çalışacak yeni konu eklenmeyecek olmasıydı. Eksiklerimi tamamlayabilmem için vaktim olacaktı.

Normalde zaten dershanenin olmadığı günler nerdeyse dönem başından beri düzenli bir şekilde günde  5-6 saat çalışıyordum. Yarıyıl tatilinde bunu 8-9 saate çıkardım. Ama önce yaklaşık bir- iki saat boyunca yarıyıl tatilinde neleri çalışmam gerekiyor onları planladım, kafamda bazı noktaları netleştirmeye çalıştım. Zaten düzenli çalıştığım için kafamda bir şeyler belliydi ama onu bir de görsele dökmek istiyordum. Ben hazırlanırken böyle bir çizelgem yoktu ama buna benzer  bir şeyler karalamıştım. Bunu sizin de kafanızda bir şeyleri netleştirmenize yardımcı olması için hazırladım. Buna en az bir-iki saatinizi vermenizi tavsiye ederim.

Çizelgede yazmış olduğum “Tekrarını yapmam gereken konular” ile başlayalım. Tekrarlar hiçbir zaman bitmez, iyi çalışan biriyseniz bunu anlamışsınızdır. Tekrarlarımı nasıl yaptığım ile alakalı videomu izlediyseniz onunla ilgili bir çizelgeniz takip ettiğiniz bir yolunuz vardır ama yarıyıl tatilinde o zamana kadar belki bir kez tekrar edebildiğiniz ve daha çok tekrar etmeniz gerektiğini düşündüğünüz konuları yazabilirsiniz, diyelim konu iyi çalışılmış belirlemiş olduğunuz soru bankalarından soruları çözülmüş bir iki defa tekrar edilmiş ama üzerinden çok zaman geçtiğini düşündüğünüz bir kaç tekrar daha yapmanız gerektiğini düşündüğünüz konuları yazabilirsiniz ya da mesela eğitim bilimlerinde artık bazı konuları çok iyi bildiğinizi onları çok iyi tekrar ettiğinizi ve sınavda onlarla ilgili sıkıntınızın olmadığının farkındasınız ama bazı konularda da birkaç defa daha tekrar yapmanız gerektiğini düşünüyorsunuz diyelim, işte o konuları alıp buraya yazabilirsiniz.

Şimdi gelelim “Programımın gerisinde kaldığım yetiştirmem gereken konular” kısmına. Burası şöyle ki “evet konuyu dinledim, hemen ardından tekrarını da yapmıştım ama konuyla alakalı hiç soru çözemedim” dediğiniz kısım. Diyelim her dersten belirlemiş olduğunuz çözmeniz gereken iki soru bankanız var ve siz her konu bittiğinde o kaynaklardan soru çözüyorsunuz ama bazen sorularını çözemediğiniz geride kalabilen dersler olabiliyor onları toparlamak için bu kısım. Yani bu tekrar değil de konuyu anlamıştım ama hiç soru çözememiştim dediğiniz dersler için.

Son olarak “İçime sinmeyen tekrar çalışmam gereken konular” kısmına gelecek olursak dershanede konu anlatılmıştı ve çok iyi anlamamıştınız ya da evde çalışan biri olarak dinlediğiniz bir hoca var ondan dinlediğiniz anlamadığınız doğal olarak testlerde denemelerde çok yanlışlarınızın çıktığı konuları kısma yazabilirsiniz. Bu kısma o konuları bir güzel yazıp başka kaynaklardan çalışabilirsiniz.

Bunları güne yaymak artık size kalmış ama bu konuda da size her gün yardımcı olabilecek benim hazırlamış olduğum ve videosu da olan günlük çalışma planını tavsiye ederim. Ben bu kafamı netleştiren plana bakıp her gün kalktığımda o gün çalışacağım dersleri sabahtan planlıyordum. Tabi ki ben hazırlanırken böyle çizelgelerim yoktu bunları sizler için hazırladığımı biliyorsunuz.

Son olarak toparlamam gerekirse yarıyıl tatili benim için dönüm noktasıydı diyebilirim. Çünkü çok iyi değerlendirmiştim ve bu sayede yeni döneme motive bir şekilde başlamıştım. Umarım siz de yarıyıl tatilinizi en iyi şekilde değerlendirirsiniz. Hepinize kolay gelsin. Sizi seviyorum…

Birkaç tavsiye!!!

Biliyorum bazılarınız çalışıyor bazılarınızın bebekleri var, yani zamanı kısıtlı olan çok fazla kişi var böyle çok fazla mesaj alıyorum. Arkadaşlar tabi ki şartlarınız evde her şeyi ailesi tarafından hazırlanan birine ve sadece sınava odaklanmış, herhangi bir işte çalışmayan birine göre daha kısıtlı ama bu aynı sınava gireceğiniz gerçeğini değiştirmiyor. Size tavsiyem sizin şartlarınızda olup atanan birileri olduğunu unutmamanız. Yani imkansız bir şey için uğraşmıyorsunuz. İnanın birileri bir yerlere gelip başarılı olabiliyorlarsa şartların uygun olmasını beklemeyip kendi için uygun şartlar yaratanlardır. Sizde kendi bulunduğunuz şartlarda en iyisini yapmaya çalışın. Günlük çalışabileceğiniz üç saat mi var en verimli şekilde geçirmeye çalışın. Daha fazlası için tabi ki çabalayın ama olmuyorsa da bunun sizin elinizdeki üç saati de almasına izin vermeyin.

Ben evliydim ama ailelerimiz uzakta olduğu için evim tam bir kütüphane ortamıydı. Ama eviniz çalışma konusunda müsait değilse bence mutlaka kütüphaneye çalışmaya gidin. Evde çalışamayan biriyseniz bu yarıyıl tatili bence heba etmeyin kalkın gidin kütüphanede çalışın.

NEDEN RUTİNİNİZ OLMALI

NEDEN RUTİNİNİZ OLMALI



Bir rutine sahip olmak, yaşamınızda sağlıklı tekrarlar oluşturmaktan ve belirli bir şekilde yaşamak için bilinçli seçimler yapmaktan başka bir şey değildir. Bir rutine sahip olmak başarı ve mutluluğun en önemli anahtarlarından biridir.

Pek çok kişi bir rutine sahip olmayı reddeder. Çünkü hayatlarında daha maceracı olmayı tercih ederler. Rutinler onlar için sıkıcı, katı, boğucu ve hayatın heyecanını kaçıran bir durum gibi gelir. Aksine, kişisel bir günlük rutin tasarlamanız ve ona bağlı kalmanız; özgür, üretken, mutlu olmanıza ve gerçek potansiyelinizi gerçekleştirmenize yardımcı olacaktır.

Ne kadar ya da ne tür rutinlerinizin olması gerektiğine dair bir kural yoktur. Her birimiz farklıyız ve birimiz için iyi olan başka birimiz için işe yaramayabilir. Rutinleriniz ihtiyaçlarınızı temel almalıdır. Rutinlerinizin etkili olabilmesi için iyi planlanmış ve düzenli olması gerekir.

Başarılı insanlar için rutinler vazgeçilmezdir, peki neden?
Bu yazımda bir rutine sahip olmanızın bazı avantajlarından bahsedeceğim.

Günlerinizi daha verimli geçirmenizi sağlar

Gün içerisinde sürekli bir şeylere karar vermek stresli bir durumdur. Fakat takip etmeniz gereken bir rutininiz olduğunda gün içerisinde çok fazla düşünmenize gerek kalmaz ve bu her gün almanız gereken onlarca karardan bir kısmını azaltmanıza yardımcı olur. Bir rutine sahip olduğunuzda her sabah gününüzü planlama ihtiyacınız ortadan kalkar ve değerli zamanınız size kalır.

Rutin, tekrar tekrar yaptığınız ve sonunda alışkanlık haline getirdiğiniz şeylerdir. Artık bunlar alışkanlık olduğunda, harekete geçmek için düşünmeniz gerekmez. Yapmanız gerekenleri kendinize hatırlatmanıza gerek kalmadan otomatik olarak bunları halletmeniz yaşamınızdaki verimliliği artırır.

Stresinizi azaltmaya yardımcı olur

Hayatımızda her zaman kontrolümüzün dışında kalan şeyler olacaktır. Ancak, özellikle bir rutini takip edersek kontrolümüzün altında olanların sayısı artacaktır. Rutinler yaşayacağımız olası stresleri minimuma indirir. Örneğin, zaten bir yere gitmek için geç kalmışsınız ve evden tam çıkacakken arabanızın anahtarını bulamıyorsunuz. Bunun o an sizi ne kadar strese sokacağını bir düşünün. Bunun olmasını engellemenin çok basit bir yolu var; anahtarlarınızı eve girer girmez aynı yere koyma alışkanlığı kazanmanız. İşte sıradan bir stresin önüne geçtiniz bile!

Önceliklerinize zaman ayırmanızı sağlar

Rutin oluşturmanın güzel yanlarından biri de önceliklerimiz konusunda itici bir kuvvet oluşturup bizi zorlamasıdır. Dikkatli bir şekilde kişisel rutin oluşturmamız ve buna sadık kalmamız, bizim için öncelikli şeyleri yapmamızı sağlar. Hayatımızdaki unutkanlık ve ihmaller azalır. En önemli görevlerimiz önceden belirlenmiş olduğu için, rutinimizi takip ettiğimiz sürece anlamsız şeylere zaman ve çaba harcamayız. Örneğin, kendimizi gözlemleyip iyice düşündükten sonra düzenli spor yapmanın ulaşmak istediğimiz hedeflerden ve önceliklerimizden biri olduğuna karar verip haftada üç gün spor yapmayı günlük rutinlerimizin içerisine ekleyebiliriz.

İyi alışkanlıklarınızı artırır

Alışkanlık kazanmanın sırrı tekrardır. Kendiniz için bir rutin oluşturduğunuzda aynı şeyleri tekrar tekrar yaparsınız, bu durum iyi alışkanlıklarınızı geliştirir ve artırır. Mesela daha sağlıklı bir bedene sahip olmayı isteyebilir ve bu konuda kendinize bir rutin oluşturup buna uygulayabilirsiniz.

Kötü alışkanlıklarınızı azaltır

Bir rutine sahip olmanız, potansiyelinizi gerçekleştirmeniz için iyi alışkanlıklar geliştirmenize yardımcı olurken, size iyi gelmeyen kötü alışkanlıklarınızı ortadan kaldırmaya yardımcı olur. İyi alışkanlıklarınızı tekrar ederek bunları kötü alışkanlıklarınızla yavaşça değiştirebilirsiniz.

Bir düşünün, eğer kendinize bir sürü iyi alışkanlık kazandırırsanız eski kötü alışkanlıklarınız için yer kalır mı? Gerçekten sizin için neyin önemli olduğuna karar verin ve bu gibi şeylerin etrafında dönen bir program yapın. Bu programı bir kaç hafta uygularsanız yeni rutininiz alışkanlık haline gelecek ve kötü alışkanlıklarınız ile yer değiştirecek. Kötü alışkanlıklarınızdan kaçınmaya çalışmak yerine, yenilerini yaratmaya başlamak daha kolay olabilir. Yeni programınıza bağlı kaldığınızda, kötü alışkanlıklarınız doğal olarak hayatınızdan silinir.

İvme kazandırır

Bildiğiniz üzere her gün aynı şeyi tekrar tekrar yapmak bir ivme kazandırır ve bu da yaptığınız şeyi takip etmenizi kolaylaştırır. Her gün düzenli olarak küçük de olsa bir şeyler yapmak, uzun vadede size büyük bir ivme kazandırır ve bu neredeyse hayattaki her şey için geçerlidir. Her gün bir şeyler yapmanın anlık faydası az olsa da, kazanç bir süre sonra çok büyük olacaktır. Örneğin, günde 20 sayfa kitap okumak, yılda 7.300 sayfa okumak demektir ve bu da yılda yaklaşık 30 kitap okumak demektir.

Motivasyonunuza ve iradenize olan ihtiyacınızı azaltır

Sabah dişlerimizi fırçalamak için bir motivasyona veya iradeye ihtiyacımız olmaz, bu bizim için günlük rutindir. Her sabah kalktığınızda dişlerinizi fırçalayıp fırçalamamak için oturup düşündüğünüzü bunun için her sabah kendinizi motive etmeye çalıştığınızı bir düşünün. Kulağa korkunç geliyor değil mi? Dişlerimizi fırçalamak zorunda kaldığımızı düşünmüyoruz; basitçe yapıyoruz. Aynı şey, bir rutini takip ettiğimizde diğer işler için de geçerlidir. Basitçe, ‘rutin’ olur!

İrade gücü ve motivasyon her zaman bizimle değildir. Bu nedenle, görevleri gerçekleştirmek için rutine güvenmek, irade ve motivasyona güvenmekten çok daha kolaydır. Evet, bir rutin oluştururken, rutini sürdürmek için kendinizi motive etmek zorundasınız. Ancak, rutin bir kez ayarlandıktan sonra, otopilot devreye girer ve sürekli irade ve motivasyona ihtiyaç duyulmaz.

Dinlenmek için daha fazla zaman yaratır

Günlük rutinlere sahip olmak ve bu rutinleri takip etmek, aslında çoğu insanın düşündüğünün aksine bize daha fazla boş zaman sağlar. Bir rutine sahip olmak daha önce dediğim gibi kesinlikle sizin günü daha verimli ve etkili geçirmenizi sağlar. Genel olarak yapmanız gereken şeyleri rutine bağladığınız zaman bunları yapmak için daha az zaman harcamaya başlıyoruz ve bu da bize daha fazla boş zaman olarak geri dönüyor.

ZXCDZX

Daha iyisi olmanıza ve hedeflerinizi gerçekleştirmenize yardım eder

Başarılı insanlar tekrar tekrar aynı şeyi yaparak hedeflerine ulaşırlar. Bir rutin geliştirmek, her gün yaptıklarınızda daha hızlı ve daha usta olmanıza yardımcı olacaktır. Her gün düzenli bir şekilde yazarsanız, bu konuda daha iyi olacaksınızdır. Hedeflerinize uygun bir rutinin geliştirilmesi ve buna bağlı kalmak, başarıyı yakalamanın en kesin yollarından biridir. Pratik yapmak mükemmelleştirir!

Her birimiz farklıyız ve farklı amaçlara, ihtiyaçlara, arzulara ve kaynaklara sahibiz. İşte bu yüzden yaşamımızda elde etmek istediğimiz neler varsa dikkatlice karar verdikten sonra kendi rutinimizi geliştirmemiz önemlidir.

Bugün yepyeni bir gün ve kendi rutininizi başlatmak için asla geç değildir.

Hadi gelin beraber rutin oluşturmaya başlayalım

Eğer buraya kadar okuduklarınız kendinize rutin oluşturmanız konusunda sizi ikna ettiyse ve rutin oluşturmak isteyip nasıl başlayacağınızı bilmiyorsanız tam bu noktada önce kendimde uyguladığım ve yararını çok gördüğüm çizelgeleri sizle paylaşma vakti.

Bu aşağıda görmüş olduğunuz plan kendim için hazırladığım bir haftalık beslenme planı. Öncelikle neden böyle bir çizelgeye ihtiyaç duyduğumdan bahsetmek istiyorum. Ben sağlıklı beslenmeye gayret eden, sağlıklı beslendiği zaman mutlu olan ve abur cuburla pek arası olmayan biriyim (hiç yemiyor değilim) . Son zamanlarda özellikle gerçekten sağlıklı besleniyor muyum diye bakmak istediğimde bunu bir çizelge olmadan gözlemleyemeyeceğimi fark ettim. Yani bu çizelgenin ortaya çıkması bu şekilde oldu. Daha sağlıklı beslenmek istediğim için böyle bir plan hazırladım ve bu planı hazırlarken diyetisyen ablamdan yardım aldım. Bu planı uygulamaya başlar başlamaz beni çok motive ettiğini fark ettim. Muhtemelen her sabah yumurta yemiyordum ama tuhaf bir şekilde bu plan her sabah benim yumurta yememi sağladı. Aslında amacım kendimi gözlemlemekti ama bu hazırlamış olduğum plan daha fazlasını sağladı.

Hepimiz farklıyız ve hepimizin ihtiyaçları çok farklı ve sizin de kendinize özel bir plan hazırlayabilmeniz için boş halini sizler için ekledim.

Bir hafta boyunca bu planı uyguladıktan ve çok memnun kaldıktan sonra iki haftalık olan versiyonunu hazırladım. Aşağıda görmüş olduğunuz iki haftalık beslenme planı çizelgesidir.

Bu da yine sizler için olan boş hali…

Hayatımda düzene sokmak istediklerim sadece beslenme ile sınırlı değildi. Bir de spor ve kişisel gelişim konusunda da bir şeyleri düzene sokmak, bir rutine bağlamak istiyordum. Özellikle bu yukarıda hazırlamış olduğum çizelgelerin bana çok iyi geldiğini görünce hiç vakit kaybetmeden aşağıda görmüş olduğunuz çizelgeyi de hazırladım.

Bu çizelge ile yine öncelikle kendimi gözlemlemek kendimi tanımak istiyorum.

  1. Yapmam gerekenler neler?
  2. Yapmak istediklerim neler?

Bu çizelgede öncelikle bunları sıralayıp sonra hangi günler neleri yapabileceğimi, nelere ne kadar zaman ayırabileceğimi gözlemleyeceğim. Bu planı bir hafta uygulayabildim ama şimdiden kafamda bir şeyler oluştu ve şimdiden bana güzellikler katmaya başladı. Mesela her gün 10 dakika yogaya vakit ayırabileceğimi gördüm, ve yine çizelgenin beni motive etmesi sayesinde her gün teşekkür edebileceğimi, her gün sevdiğim insana onu sevdiğimi söyleyebileceğimi fark ettim.

Sizler için yine boş hali 🙂

Bu tarz çabalar o kadar kıymetli ve özel ki sonunda sizlere muhteşem güzellikler katacaktır.

Şimdilik bu çizelgeler yardımıyla öncelikle kendimizi tanıyacağız ve ihtiyaçlarımızı belirleyeceğiz. Sonra beraber rutinimizi oluşturacağız. Bu yolda benimle berabersen aşağıya yorum olarak herhangi bir emoji bırakman yanımda olduğunu göstermen için yeterli. Bir diğer yazımda görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın….

KENDİNE İNANMAZSAN BU İŞ OLMAZ!

“Gerçekten bunu yapabilir miyim?”, “Ya yeteri kadar iyi olmazsa?” , “Ya başarısız olursam?”, “Kendime hiç inancım yok.”… Tam hedeflerinize doğru bir adım atacakken kafanızda bu tarz düşünceler mi beliriyor? 

Kendinize inancınız yoksa istediğiniz başarıları nasıl elde edebilirsiniz? Nasıl hayatınızın işini kuracak, nasıl çok satan bir kitap yazacak, nasıl istediğiniz kiloyu vereceksiniz… Kendine inanmak demek; kendinle gurur duymak , kendine güvenmek, her ne ile yüzleşirsen yüzleş üstesinden gelmek demektir. Şimdi sen kendine inanıyor musun, bir düşün.

Kendinize inanmazsanız eğer öğreneceğiniz taktikler, teknikler ve stratejilerin hiçbiri bir şey ifade etmez.

Kendinize inanmak neden bu kadar önemli?

Kendinize gerçekten inanmanız aşağıda sıraladıklarımı ve daha fazlasını da beraberinde getirecektir.

  • Hedefler belirledikçe ve onlara ulaştıkça gelecek hakkında iyimser olursunuz. 
  • Derinliklerinizde her şeyi yapabileceğinize inanırsınız.
  • Kendinize daha kibar davranırsınız.
  • Modunuz daha yüksek olur ve hayattan daha çok keyif alırsınız.
  • Bir şeyler yapmak için hep motivasyonunuz olur, başkalarının sizi motive etmesini beklemezsiniz.
  • Ne ile yüzleşirseniz yüzleşin inancınızı kaybetmezsiniz.

  İşte karşınızda kendinize olan inancınızı artıracak 11 altın tavsiye:

1) Küçük Adımlar Atın

Yapmanız gerekenler için kendinizi teşvik edin. Yapmanız gerekeni, üstesinden gelebileceğiniz küçük adımlara ayırmakla başlayabilirsiniz. Kendinize inanmak, büyük ve göz korkutucu hedeflerle karşı karşıya kaldığınızda zor olabilir, ancak bunu küçük eylemlere böldüğünüzde işiniz çok daha kolaylaşır. 

2) Kendinize İyi Davranın

Kendinize karşı kibar olun ve bunu her canlı gibi sizin de hak ettiğinizi unutmayın. Bunun, kendinize olan inancınızı geliştirmede çok önemli olduğunu bilmelisiniz. Kendinize saygıyla muamele etmeye başladığınızda, etrafınızdakiler de bu mesajı alacaktır. Bu mesajı almayanların ise zaten hayatınızda bir yeri olmadığını fark edeceksiniz.

Kendinize saygılı ve özenli davranın ve etrafınızdaki insanlarından da aynısını talep edin.

3) Geçmiş Başarılarınızı Düşünün

Hayatınızda başardıklarınızın bir listesini yapın. Benim bu zamana kadar başardığım bir şey yok demeyin, mutlaka vardır! Bu herhangi bir ev eşyasını tamir etmek de olur. En ufak başarılarınızı bile yazın. Yapamayacağınızı hissettiğiniz anda, tekrar motive olmak için bu listeye bakın.

Kendinizle ilgili güzel  şeyleri görme konusunda sorun yaşıyorsanız, sizi seven birisiyle bu konuda konuşabilirsiniz. Bazen biz kendimizle ilgili iyi şeyleri görmekte zorlanabiliriz, ama bizi seven insanlar için bu böyle değil.

Onlara ne hissediyorsanız söyleyin. Mesela “Son zamanlarda hiçbir şeyde iyi olmadığımı hissediyorum. Sence ben nelerde iyiyim?” gibi sorular sorarak yardım alabilirsiniz.

Geçmişinizi kullanın! Hemen gözlerinizi kapatıp geçmişe gidin ve yaptığınız harika şeyleri düşünün. Şimdi tekrar başarabileceğinizi unutmayın. 

4) Gün Sonu Değerlendirmesi Yapın

Her günün sonunda birkaç dakikanızı ayırıp o günün değerlendirmesini yapmanız kişisel gelişiminiz açısından çok önemlidir. Gün sonunda istediğiniz verimi alamadıysanız bunun üzerine oturup düşünmeniz aynı hataları tekrarlamamanız için çok önemlidir. Diyelim günlük sekiz saat ders çalışmayı planladınız ama gün sonunda beş saat çalışmış olduğunuzu gördünüz. Gün sonunda bunun nedeni hakkında birkaç dakikanızı ayırıp düşündüğünüzde ertesi gün mutlaka daha farklı olacaktır. Belki zaten gün içerisinde en fazla beş saat çalışabildiğinizi fark edip tekrar gün içi hedefinizi yenileyeceksiniz ya da sekiz saat çalışabilmenizi engelleyen durumların farkına varıp onlar için önceden önlem alacaksınız. Gün sonu değerlendirme yapmanız mutlaka sizi bir adım öteye taşıyacaktır.

5) Israrcı Olun

Birçoğumuz hedefleri belirlemede sıkıntı yaşamıyoruz bu konuda hatta harikayız, ancak konu hedeflere ulaşmaya gelince malesef öyle değiliz. Mesela yeni bir dil öğrenmek olsun, bir çalgı aleti çalmak olsun bunlara can atarak başlıyoruz ama sonunu getiremiyoruz. Bu hedeflerimize ulaşamamamızın en büyük sebeplerinden biri de ısrarcı olmamamızdır.

Başarmak istediğimiz her ne ise önümüze çıkabilecek engellere karşı hazırlıklı başlamıyoruz. Tamamen her şey mükemmel ilerleyecek piskolojisiyle başlıyoruz. Bu nedenle en ufak bir zorlukta devam etmek yerine, direnmek yerine malesef vazgeçiyoruz. Arada olabilecek zorluklar başarısızlıklar için kendinizi hazırlayın ısrarcı olun, hemen pes etmeyin.

6) Zor Olandan Kaçmayın

Sadece kolay olanı yaparsak bir süre sonra zor olanı yapamayacağımızı üstesinden gelemeyeceğimizi düşünmeye başlarız. Arada zor işler başararak üstesinden gelerek kendinizi kendinize ispatlamanız gerekir.

Zor işleri basit küçük parçalara ayırarak başarabileceğinizi üstesinden gelebileceğinizi unutmayın.

7) Kendinizi Diğer İnsanlarla Karşılaştırmayı Bırakın

Kendinizi başkalarıyla kıyaslamanızın hayatınızda olumlu ve olumsuz etkileri vardır. Diğer insanların başarıları sizi heyecanlandırarak sizin için ilham kaynağı olabilir. Bir başkasının büyümesine tanık olmanız, size aynı sonucu veya başarıyı elde edebileceğinizi veya daha büyük bir şeye ulaşmak için gerekenlere sahip olduğunuzu hatırlatır. Ancak, iyi olduğunuz alanlardan ziyade, eksikliklerinize odaklanırsanız ve sürekli kendinizi başkalarıyla kıyaslarsanız bu benlik saygınızın azalmasına, kendinizi kötü hissetmenize doğal olarak yapmak istediğiniz her konuda sizi engelleyen bir kuvvet olarak karşınıza çıkar.

Hedeflerinizi gerçekleştirmek için ihtiyacınız olan tüm özelliklere sahipsiniz, başkalarının sahip olduklarına değil. Kendinizi karşılaştırabileceğiniz sonsuz sayıda kategori ve kendinizi kıyaslamak için neredeyse sonsuz sayıda insan var. O yolun bir sonu olmadığını ve o savaştan hiçbir zaman galip çıkamayacağınızı unutmayın.  

Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayı nasıl durdurabileceğiniz konusunda detaylı bilgi almak isterseniz “KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYI NASIL DURDURABİLİRSİNİZ?” yazımı okuyabilirsiniz.

8) Gerçekçi Ulaşılabilir Hedefler Belirleyin

Belirlediğiniz hedefi gerçekleştirebileceğinizi kendinize kanıtlamak için küçük, ulaşılabilir ve kısa vadeli hedefler belirleyin.

Gerçekçi hedefler koymanız başarabileceğinize dair kendinize olan inancınızı artıracaktır. Becerilerinize uygun ve ulaşılabilir hedefler koyduğunuza emin olun. Mesela normalde bir sene boyunca hazırlanmanız gereken bir sınav için “ben iki ayda hallederim” der ve böyle bir hedef belirlerseniz sonunda hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz olur.

9) Odağınızı Değiştirin

Hayatınızda eksik ya da yanlış olana odaklanmayı bırakın artık. Kendinizi her seferinde hayatınızdaki olumsuzlukları, eksiklikleri düşünürken bulduğunuzda bunu minnettar olduğunuz düşüncelerle değiştirin ve gülümseyin.

Genel olarak negatif ve olumsuz düşünmeye meyilli biriyseniz aklınıza olumsuz düşünceler geldiği anda kendinizi durdurun ve bunları olumluları ile değiştirin. Mesela, “matematikte çok kötüyüm” gibi olumsuz bir cümle aklınıza geldiği anda “matematiği zor buluyorum ama çok çalışıyorum ve gelişiyorum” gibi bir cümle kurarak bu düşünceyi yeniden oluşturun.

10) Öğrenmeye ve Büyümeye Devam Edin

Ne kadar çok bilirsek, ne kadar çok anlarsak, durumların üstesinden o kadar kolay gelebiliriz. Öğrenmek ve gelişmek kendiniz hakkında detaylı bilgi sahibi olmanızı sağlar (öz farkındalık kazanmak). Okuyarak, seminerlere ve atölyelere katılarak öğrenmeye hayat boyu devam edebilirsiniz. Öğrendikçe, sahip olduğunuz bilgileri kullandıkça kendinize olan inancınız artacaktır.

Terapi ve günlük yazmak da kendini keşfetmek için çok değerli araçlardır. 

11) Kendinize iyi bakın

Kişisel temizliğinize özen göstermeniz, sağlıklı beslenmeniz, spor yapmanız, yeterli uyku almanız, sadece nefes almak, rahatlamak için arada kendinize vakit ayırmanız sizi fiziksel ve duygusal olarak iyi hissettirecektir ve kendinize inanmanız konusunda motivasyonunuzu artıracaktır.

Son olarak,  kendinize inanma çabalarınızda size en iyisini diliyorum.  Bu çok değerli bir çabadır. Kendinize inandığınız zaman, her şey mümkündür!            

Yarına inanın, hayallerinize inanın, en önemlisi kendinize inanın.

KENDİNİZİ MOTİVE ETMENİN 12 ETKİLİ YOLU

Bazı hedefler koyuyorsun ve bu hedefleri erteliyorsun…Yapılacaklar listesi hazırlıyorsun ama yapmıyorsun… Ve bu böylece sürüp gidiyor. Neden böyle oluyor?         

Ne yapacağımız konusunda bu kadar iyiyken neden bunları uygulama konusunda bu kadar kötüyüz? Çünkü bana göre bazı önemli noktaları es geçiyoruz. Bunlar ne mi? İşte karşınızda…            

Bir planı yürütmenin en önemli parçası duygulardır. Duygularımıza odaklanmalıyız. Duygularımızı motive olmaya çalışırken görmezden gelemeyiz. Plan yapmak için düşünmeye nasıl ihtiyacımız varsa hareket etmemiz için de hislere ihtiyacımız var. Eğer, düşünce kısmını hallettiyseniz, hareket etmeniz için gereken hisleri nasıl ortaya çıkarır, işlerinizi nasıl tamamlarsınız sıra onda.

1) POZİTİF OLUN 


En çok ne zaman mı yapman gerekenleri ertelersin? Modun kötüyken. 


Kötümserlik hem motivasyonunuzu hem de enerjinizi düşürür. Ancak, olaylara olumlu ve yapıcı bakmak motivasyonunuzu ve enerjinizi yükseltir.Dolayısıyla, olumsuz bir durumla karşılaştığınızda kendinize şu soruları sorun: Burada iyi olan şey nedir? Ve buradaki gizli fırsat nedir?

Araştırmalar mutluluğun seni daha üretici ve başarılı yaptığını gösteriyor.

(“Nasıl mutlu olabilirim?”  diyorsan yazım seni bekliyor.)

2) HEDEF BELİRLEYİN          

Bir hedef belirlediğinizde, istediğiniz şeyi elde etmenize yardımcı olacak şekilde hareket etme kararı alırsınız. Hedefler size odaklanacak bir yön verir.  

İlginizi çeken hedefleri seçin. Başkalarının sizin için istediği şeyden ziyade, gerçekten yapmak veya başarmak istediğiniz bir şeye doğru çalışıyorsanız, motive olmanız çok daha olasıdır.      

Hedeflerinizi başkalarıyla paylaştığınızda söz vermiş gibi olursunuz ve bu motive olmanızı sağlar. Diğer bir yandan yapılan araştırmalara göre hedefinizi birine söylediğinizde ve onlar bunu öğrendiğinde aklınız o olay sanki şimdiden gerçekleşmiş gibi bize oyun oynuyor. Ve sonra o tatmini yaşadığınız için, gereken zorlu işleri yapmanız için daha düşük bir motivasyonunuz oluyor. Siz hedeflerinizi paylaşan taraf mı olursunuz, paylaşmayan taraf mı olursunuz, karar sizin.  

3) KÜÇÜK ADIMLARLA BAŞLAYIN

Tabi ki hedeflerin büyük ve cesur olmalı. Ancak bu hedefi küçük parçalara ayırdığınızdan emin olun. Böylelikle yolculuğunuzda ilerleme kaydettiğinizi hissedeceksiniz ve daha küçük hedefleri tamamladığınızda da başarı duygusu hissedeceksiniz. İlerleme ve başarı hissi güzel bir kombinasyondur. Bu tavsiyeyi daha önce duyduğunuza şüphem yok, ancak bunu motivasyona uyguladınız mı?

Nereden başlayacağınızı bilmediğinizde büyük bir projeyi tamamlamak zor olabilir. Nereden başlayacağınızı bile bilmiyorsanız nasıl bitirebilirsiniz? Bu yüzden, büyük, korkutucu bir hedefe odaklanmak yerine, her seferinde bir şeyi ele alın ve büyük hedefi sindirebileceğiniz parçalara ayırın.  

4) KENDİNİZE ÖDÜL VERİN  

Sürekli olarak uzun vadeli bir ödeme bekliyorsanız, tüm küçük kazanımların ne kadar önemli olduğunu gözden kaçırıyorsunuz demektir. Minik gelişmeleri hafife almayın. Ve görünürde bir ödül yoksa, motive olmak biraz zorlaşır. Sadece küçük bir başarı olsa bile kendinizi ödüllendirin. Kendinize biraz zaman ayırın. Ne yapmaktan hoşlanıyorsanız onu yaparak pilinizi şarj etmeniz çok önemlidir. Bu sizi bir sonraki adım için heyecanlandırır ve motive eder. Motivasyonunuzu sürdürecek ve devam etmeye devam edeceksiniz.
Bir şeyi başarmanın ne kadar güzel olduğunu düşünün ve hedefe giden yolda bir kilometre taşı vurun. Ama unutmayın, adım adım, azar azar, ve asla kendinize nazik olmayı unutmadan. Hakediyorsun.  

 5) ÇEVRENİZİ OLMAK İSTEDİĞİNİZ İNSANLARLA DOLDURUN 

Kendinizi olmak istediğiniz insanlarla çevirirseniz yapmanız gerekenleri yapmak için çok daha az çaba harcarsınız. İnsanlar değişimin mümkün olduğu gruplara katıldıklarında, bu değişikliğin gerçekleşmesi olasılığı daha da artar. Daha sağlıklı beslenmek mi istiyorsunuz o zaman sağlıklı beslenen insanlarla vakit geçirin. Bu en güçlü ve en doğrudan değişim yoludur. 

Her zaman olayların karanlık tarafına bakan negatif insanlarla daha az zaman harcayın. Ve şimdi daha fazla zamanınızı coşkulu ve motive olmuş insanlarla özgürleştirin ve enerjilerinin size akmasını sağlayın.

6) YOGA YAPIN        

Evet, 15 dakikalık yoga bile motive olmanıza yardımcı olabilir. Aslında bütün diğer fiziksel aktiviteler tümüyle mükemmel motivasyon stratejileridir, çünkü hepsi vücudu hareket ettirmeye ve kanı oksijenlendirmeye yardımcı olur.


Yoga aynı zamanda zihni canlandırmaya yardım eden ve zihin ve bedende yaygın olan stres hormonları ile savaşmaya yardımcı olan pozitif endorfinleri vücuda salmaya yardımcı olur.
Yoga, odaklanma ve netliği yeniden kazanmamıza izin verirken bazı stresleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

7) YOUTUBE VİDEOSU İZLEYİN        

Motive olmak, bazen bir YouTube videosunu izlemek kadar basit olabilir. İlham, motivasyon veya aradaki herhangi bir şey arıyorsanız YouTube harika bir kaynaktır.

8) TED KONUŞMASI İZLEYİN


TED Talk’ta büyüleyici, ilham verici ve motive edici videolar bulabilirsiniz. Yıllar ve yıllar boyunca arşivler vardır, aradığınız şey ne olursa olsun muhtemelen bulabilirsiniz.

9) GÜNLÜK YAPILACAKLAR LİSTESİ YAPIN

Bugün yapabileceğiniz veya şu anda bile yapabileceğiniz, hedeflerinize doğru hareket etmenize yardımcı olacak yapılacaklar listesi oluşturun. Yapılacaklar listesi oluşturma alışkanlığını kazanmak, hedeflerinize ulaşmak için motive olmanın en etkili yollarından biridir. 

10) HAFTALIK PLAN YAPIN        

Motivasyon seviyenizi yükseltmek için plan oluşturun. Hedeflerinize doğru bir plan oluşturduğunuzda, onları daha gerçekçi hale getiriyorsunuz. Haftalık planınızdaki eylemler ne kadar küçük olursa olsun, sizi hedeflerinize biraz daha yakınlaştırırlar. Bir plan oluştururken, ilerlemenizi de izlersiniz. Plan yapmanız geriye baktığınız zaman, ne kadar ileri gittiğiniz konusunda sizi motive etmeye yardımcı olabilir. Sürekli olarak haftalık planlar oluşturarak motivasyonunuzu artırırsınız.

 
 
 

Aylık planlayıcılara ulaşmak için tıklayınız.

11) NEDEN ÇALIŞTIĞINIZI KENDİNİZE HATIRLATIN  

Düşük enerjili hissetmeniz durumunda, neden bir şeyler yaptığınızı görmezden gelmek kolaydır. Bu yüzden 2 dakikanızı ayırın ve bu işi yapmak (eğitim almak, antrenman yapmak, ekstra para kazanmak veya başka bir şey yapmak) için en iyi 3 nedeninizi yazın. Motive edici bir desteğe ihtiyaç duyduğunuzda, bu notu her gün görebileceğiniz veya telefonunuzda kolayca erişebileceğiniz bir yere koyun.  

12) OLDUĞUNUZ YERDE KALMAYIN          

Mevcut yolunuzda kalmanın olumsuz etkilerine bakarak tekrar gitmek için kendinizi motive edebilirsiniz. Kendinize sorun: 1 yıl boyunca bu yolda devam edersem sonuç ne olacak? Bu yola hiç başlamazsam 1 yıl sonra ne olacak?  Bu soruların etkisi bazen tokat gibi olabilir. Bu da ne kadar etkili olduğunu gösterir.

Son olarak bütün bunların ilk adımı yapabileceğinize inanmaktır.